Nano, Yunancadan ve Latinceden alınmış bir sözcüktür ve anlamı cüce demektir. Ayrıca kısaltma olarak milyarda bir olarak da kullanılır. Buna göre nano metrik sistemin içinde bir metrenin milyarda biri veya bir milimetrenin milyonda biridir.

Nanoteknoloji kelimesini ilk defa kullanan Tokyo Bilim Üniversitesi’nden Norio Taniguchi olmuştur. 1974′de yayınlanan bir makalede  Taniguchi’nin tanımı şöyledir: “‘Nano-teknoloji’ genel olarak malzemelerin atom atom ya da molekül molekül işlenmesi, ayrılması, birleştirilmesi ve bozulmasıdır.” Nanoteknoloji kelimesinin ortaya çıkmasından önce, fikir olarak dile getirlmiştir. Bunlardan en erkeni Richard Feynman‘ın “Aşağıda Daha Çok Yer Var” adlı konuşmasıdır. Feynman bu konuşmasında atomları ve molekülleri kontrol etmeyi becerebileceğimizden, bunu yapabilmek için de yeni aletlere ihtiyacımız olduğundan bahsetmiştir. Atomik seviyede yer çekimi kuvvetinin öneminin azalacağına, Van der Waals gibi zayıf kuvvetlerin öneminin artacağını da belirtmiştir. Feynman’ın yanında bir başka bir bilim adamı ise Eric Drexler’dır. 1986′da yayınladığı “Yaratma Motorları: Nanoteknolojin Yaklaşan Devri” ve “Nanosistemler: Moleküler Mekanizmalar, Üretim ve Hesaplama” kitaplarında istediğimiz maddeyi atom atom dizerek oluşturan nanorobotların varolabileceğini ispat etmeye ve bu teknolojinin etkilerini ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Ayrıca “Yaratma Motorları: Nanoteknolojin Yaklaşan Devri” yayınlanan ilk nanoteknoloji kitabıdır. Nanoteknolojinin gelişmesini sağlayan buluş ise Tarama Tünelleme Mikroskobu’nun keşfedilmesidir. Bu mikroskop sayesinde iletken bir yüzeydeki atomların yerleri değiştirilebiliyordu. Bu gelişmeyi 1986′da fullerinelerin ve karbon nanotüplerin keşfi izledi. 2000′de ABD’nin nanoteknolojiye yatırım yapması sonucu tüm Dünya’nın birçok ülkesinde nanoteknoloji araştırmaları başlamış oldu.

Maddelere, milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki yapılara inerek yeni sentez özellikleri kazandıran nanoteknoloji, yakın gelecekte tüm dünyanın sanayi kollarına ve insan hayatının her yönüne yön verecek. Nano Teknoloji, Atom ve molekül ölçeğinde özel yöntem ve tekniklerle yapıların, materyallerin ve araçların inşa edilmesini; bu ölçekte ölçme, tahmin etme, izleme ve yapım faaliyetlerinde bulunmayı ve bu ölçeğin bazı temel özelliklerinden yararlanma kabiliyetini ifade eder.

Bilgi teknolojileri ve internet geleneksel-kurulu piyasalarda ve mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. Nano teknoloji kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler ve materyalleri değiştirecek ve yeni ürünler, piyasalar ve yaşam tarzını gündeme getirecektir. Nano teknoloji, yalnızca minyatürize olmuş ürün ve üretim yapıları ortaya çıkarmayacaktır; bunun yanı sıra üretim sürecinde kullanılan materyaller atom ve moleküler düzeyde ele alınıp işleneceğinden atom (kuantum) fiziği devreye girecektir. Bu anlamda nano teknoloji çeşitli alanlarda yeni teknoloji, piyasa ve ürünlerin ortaya çıkmasına olanak tanımaktadır.

Nano parçacıkları yüzeye tatbik edildikten sonra yüzeyde gözle görülmeyen bir tabaka meydana getirirler ve yüzeye sıkıca yapışırlar. Yüzeyler düz ve emici değilse, nano parçacıkları yüzey üzerinde sıkı bir ağ oluşturarak kireç ve kirlerin sıvıya bağlanmasını sağlayarak yüzeyde damlacıklar meydana getirir. Bu sayede yüzeydeki kirler akarak uzaklaşır. Gözenekli yüzeylerde nano parçacıkları gözeneklerin içine nüfuz ederler ve gözeneklerin iç kısmını doldururlar. Mantar, taş yosunu, yosun ve likenleri (harici ve dâhili) kısmen veya tamamen yerlerinden ayırırlar, sıvılar ve kirler yüzeyin içine nüfuz edemezler, damlacık şeklinde yüzeyin üstünde kalırlar.

Aynı durum tekstil ürünleri (doğal ve sentetik lifli) için de geçerlidir. Burada da münferit liflerin etrafları çevrilir. Nem ve kir liflerin içine nüfuz edemez. Burada da kolaylıkla damlacık teşekkülü olur. Memnuniyet uyandırıcı bir durum da, bu şekilde elden geçirilmiş tekstil ürünlerinin cildinizi hiçbir şekilde etkilememesidir.

Düz yüzeylerde ve liflerde yaklaşık bir gün sonra, gözenekli yüzeylerde ise iki gün sonra korumanın yüzeye yapışmazlık özelliği kazandırması en üst seviyeye ulaşır. Koruma sayesinde yüzey enerjisi, kirlerin ve sıvıların yüzey üzerinde tutunmasına imkân vermeyecek şekilde boncuklar meydana getirerek azalır. Tüm işlemden geçirilmiş malzemelerin dış görünümlerinde, hava geçirgenliklerinde ve elle tutulabilme özelliğinde hiçbir değişiklik olmaz, orijinal durumlarını tamamen muhafaza ederler.

Kaplama tatbik edildikten bir saat sonra, üzerinde temiz ve yumuşak ayakkabılarla yürümek, bunları başka yere nakletmek ve yerleştirmek mümkündür.

Nano korumanın avantajı, bunun sertleştikten sonra kimyasal ve mekanik etkilere karşı son derecede dayanıklı olmasıdır. 300°C ‘ye kadar varan sıcaklıklara, ültraviyole ışınlarına ve paslanmaya karşı dayanıklıdır. Başka bir etki de yüzeylerin çizilmelere karşı dayanıklılık kazanmasıdır. Yüzeyler normal sürtünmelerden etkilenmezler. Koruma yapılmış yüzeylerin ayrıca yüksek basınçlı temizleyiciler ile de (azami 50/60 bar) temizlenmeleri mümkündür. Tabanın cinsine bağlı olarak fırçalar da kullanılabilir. Tabanın kalitesi ile aşınma direncine göre, nano parçacıkları bir yıla kadar dayanıklılık gösterirler.

Uygun şekilde tatbik edildikten ve sertleştikten sonra sağlık açısından hiçbir zararı yoktur.

Nano koruma yalnızca birkaç nm (nanometre) kalınlığındadır ve çıplak gözle görülemez. Ancak özel bir mikroskopla bakıldığında görülebilir. Kaplama yüzeylerle kimyasal bir bağlantı yapar. Gözenekli yüzeylerden, yüzeyleri bozmadan, tabakanın kaldırılmasına imkân yoktur. Düz yüzeylerden kaldırılması için ise biraz uğraş ve zaman gerekir. Bunun için kullanılacak olan bulaşık teli, tahta fırçası gibi gereçler yüzeye zarar verebilir. Bu özellikle “yumuşak” yüzeyler için geçerlidir (örneğin sentetik yüzeyler için). Bu durumda yüzeyde çizikler meydana gelebilir. Tekstil ürünlerinde ise, ancak çamaşır deterjanları ile defalarca yıkayarak veya bilinç aşındırma ile tabakaya zarar verilebilir.

Nano teknolojisi esas alınarak üretilen ürünler defalarca denenirler ve çeşitli testlere tabi tutulurlar. Dolayısıyla ürünler sürekli olarak geliştirilmektedir ve yüzeyler (örneğin cam, seramik, taş, beton, sıva, kâğıt, doğal taş, deri, tekstil ve benzeri) ile yüzey özelliklerine çok iyi bir uyum sağlamaktadırlar.